ERP projelerinin başarıya ulaşması için üç temel unsurdan bahsedilebilir:
1. Yazılım
2. Yerel destek
3. İmplementasyon
Bu üç unsuru başarıya etkileri açısından incelersek yukarıda verilen sıranın
tam tersi ile karşılaşırız.
Firma dışı unsurlar:
Yazılım:
Düşünülenin tersine başarıda en az katkı
yazılım unsurundadır Yazılım arayışına giren her firma, zaten pazarda en iyi üç
yazılımın adına çok çabuk ulaşmaktadır. Büyük ölçekli bir firmanın karşısına
çıkan bu üç yazılım içerisinden kendisi için en uygun birincisini değil
ikincisini veya üçüncüsünü seçmesi durumunda çok dezavatajlı bir konuma düştüğü
söylenebilir mi. Bahsedilen üçüncü yazılımın bile, içerisinde dünya devleri
bulunan en az 4000 firmada kullanılıyor olması gerçeği bu tezi hemen
çürütecektir. Yerel destek
Yazılımın yerli muhasebe mevzuattına uygunluğu ve
yerel danışmanlık desteği olarak özetlenebilir. Seçilecek yazılım dünya
pazarında her nekadar iyi konumda olursa olsun yerel muhasebe mevzuatına uygun
değil ise harcanacak tüm emek boşa gidecektir. İncelenen yazılımların bu konuda
bağımsız danışmanlık şirketlerinden aldıkları yerel mevzuata uygunluk
sertifikaların talep edilmesi bu riski minimize edecektir.
Günümüzde ERP yazılımları kullanıcıların hemen hemen tüm isteklerini
karşılayabilmek için olabildiğince esnek ve kapsamlı hale gelmiştir.
Yazılımların kapsamlı ve esnek hale gelmesi implementasyonlarını (uygulamaya
alınmalarını) kompleks hale getirmektedir. Böylece geçmiş yılların tersine artık
ERP sistemleri danışman şirket desteği olmaksızın hayata geçirilemez uygulamalar
haline gelmişlerdir. Şurası çok açıktır ki hiçbir firma ERP implementasyonunu
yalnız kendi kaynağı ile yapamaz. Ancak implementasyon sonrası firma içerisinde
gerekli bilgi birikimi oluşunca dış kaynak ihtiyacı en aza indirilebilir.
İncelenen yazılımı sunan firmanın yurt içinde kaç danışman veya çözüm ortağı,
dolayısı ile kaç başarılı implementasyona sahip olduğu verilecek kararda
belirleyici olmalıdır.
Firma içi unsurlar:
Diğer yazılarımda da belirttiğim üzere bence en önemli
unsurdur. İşletme kültürünün değişime açık olması ve proje
yönetimi/organizasyonu olarak özetlenebilir. ERP implementasyonları açısından
çok şirketli işletmelerin şu özellikleri öne çıkar:
1. Çok şirketli olmaları sebebi ile birçok alanda faaliyet gösterirler. Satış
dağıtım şirketi, çeşitli sektörlerdeki üretim şirketleri, satış sonrası servis
sorumluluğunu üstlenen bir şirket , hizmet sektöründe faaliyet gösteren bir
diğer şirket ……. Bu özellik ERP implementasyonunun birbirine benzemeyen birçok
faaliyeti yani uzmanlık alanını kapsaması özelliğini ortaya çıkarır.
2. Bu
işletmeler finansal açıdan belirli standartlar ile çalışmak zorundadırlar. Her
şirketin kendi finansal raporlama sistemin kurması bütünün izlenebilirliğini
ortadan kaldırır.
3. Muhasebe faaliyetinde yine ortak standartlar ile
çalışılması sistemin kontrol edilebilirliğinin yanısıra bu alanda istihtam
edilecek personel sayısını azaltacaktır.
4. Bir şirketler grubunda veya
holdingde firmalar arası yoğun bir mal ve hizmet transferi söz konusudur. Bu
tranferler yasal mevzuata uygun fakat en az bürokrasi ile
yürütülmelidirler.
5. Şirketler birbirlerinin müşterisi konumunda iseler
planlama/eşgüdüm önemlidir.
6. Sektörel faklılık sonucu şirketlerin personel
kalifikasyonları da farklılık içerecektir.
7. Bu tür işletmeler fiziksel
yerleşim açısından dağıtık bir yapıya sahip olabilir, bir çok kentte faaliyet
gösterebilirler.
Özetle bu çeşit işletmeler faaliyetleri uzmanlık alanları açısından
bağımsızlaştırmış olsalar da lojistik ve finansal açıdan bir bütünlüğe ve
izlenebilirliğe ihtiyaç duyarlar. Şairin dediği gibi bir ağaç gibi hür bir orman
gibi kardeşcesine.
ERP sistemleri özellikle şirketler grubu ve holdingler için en uygun ve en
düşük maliyetli çözümlerdir.
Yukarıda verilen özellikler iki başlıkta toplanabilir mi:
1. Çok çeşitli faaliyet alanı, dağıtık yapı
2. İşletme içi lojistik ve
finansal izlenebilirlik, konsolidasyon, koordinasyon ihtiyacı
Aşşağıda verilen yapı temelde bu iki unsur üzerine kurulmuştur.
Proje Yönetimi/Organizasyonu:
Aynı sektörlerde faaliyet gösterseler bile
hiçbir işletme bir ötekisine birebir benzememektedir. Dolayısı ile bu incelemede
sizlere sunulacak yapı bir öneri olarak değerlendirilmelidir.
İşletme organizasyonu içerisinde ERP sisteminden sorumlu bir birim
kurulmalıdır. Yönetim sistemleri adını alabilecek bu birimin, birinci aşamada
hayati modüllerin canlı kullanıma alınması (yazılımın kullanılmaya başlanması)
sonrası görevi bitecek bir birim olmadığına dikkatinizi çekmek isterim. Bu aşama
sonrası işletme önem sırasıyla diğer modülleri devreye alacak, mevcut işleyişte
sürekli iyileştirmeler yapmayı planlayacak, sürekli değişen pazarın rekabet
gereklerine uyum ve yeni kurulan şirketler için gerekli düzenlemelere ihtiyaç
duyacaktır. Özetle canlı kullanıma geçiş sonrası işlevi bitecek bir bölüm
düşünülmemelidir.
Bu birimden sorumlu yöneticinin ERP implementasyonu tecrübesine sahip olması
şarttır. GartnerGroup analistleri bu kadroda görevlendirilecek ideal personel
için "filmi daha önceden görmüş personel" benzetmesi yapmaktadır.
Unutulmamalıdır ki proje yöneticisinin yapacağı hatalar stratejik hatalar
olacaktır ve böyle zorlu, riskli projeler hiçbir stratejik hatayı
kaldıramazlar.
Proje yöneticisi üst yönetim tarafından kayıtsız şartsız desteklenmelidir.
ERP yatırımı yapan bir işletme değişme karar almıştır ve bunun geri dönüşü
yoktur. Değişim ise yalnız ve yalnız üst yönetim ve birim yöneticilerinin
desteği/kararlılığı ile mümkündür.
Bu birimin önderliğinde kurulacak ekipte iki grup personel çalışmalıdır.
Birinci grup bu birime idari olarak bağlı tam zamanlı çalışacak genç
mühendislerden oluşmalıdır. Ikinci grup ise idari olarak bu birime bağlı olmasa
da bu ekip içerisinde yer alacak ve işletmenin diğer birimlerin geçici olarak
yarı zamanlı olarak alınacak işletmeyi tanıyan tecrübeli personelden
oluşacaktır.
Yatay ve dikey unsurları içeren bu yapıda amaçlanan şudur:
ERP yazılımının implementasyonunun gerektirdiği teknik birikim zamanla genç
mühendislerde oluşacaktır. Bu ekip uyarlama çalışmalarını yürütecektir ve zaman
içerisinde işletmeyi de tanıyacaktır. İkinci grup personel ise işletmenin
faaliyetlerinin, iş süreçlerinin en doğru biçinde yazılım üzerinde kurulmasını
sağlayacaktır. Bu ekip hedefleri belirleyecek, bölümleri ile implementasyon
çalışmaları arasındaki koordinasyonu sağlayacaktır. Bilgi sistemleri bölümü
personeli bu ikinci grup içerisinde yer almalıdır.
Bu yapının avantajları şunlardır:
1. İşletmenin işsüreçleri, bunları en iyi bilen ikinci grupta yer alan
tecrübeli personel tarafından ekibe aktarılacağı için, yazılım üzerinde en iyi
biçimde yapılandırılacaktır. Böylece ERP sistemi kurulumu gerçek ihtiyaçlara
karşılık verebilecektir. Unutulmamalıdır ki bir faaliyeti (satış, üretim,
muhasebe…vb) en iyi o faaliyette çalışan personel bilmektedir.
2. İkinci
grupta yer alan personel sürekli olarak ERP imp. üzerine çalışmayacağı için bu
personel minimum meşgul edilecek, uzmanlık alanını değiştirmeyecektir.
3.
Birinci grup personel genç mühendislerden oluşacağı için işletmeye maliyetleri
minimum olacaktır. Ayrıca genç mühendisler çok yoğun çalışma temposunu
yürütebilecek dinamizmime sahiptirler.
Geçiş nasıl olmalı: Tüm şirketler aynı anda mı teker teker mi, tüm modüller
aynı anda mı peşisıra mı?
Kısa ama içerik olarak bir o kadar dolu bir cümle
ama emin olun ki hatalı karar sonrası başarısızlık bir adım uzakta. Cümlemizin
yanına birde ne kadar zamanda sorusunu eklersek ERP implementasyonunlarının üç
boyutunu yakalamış olacağız.
Sistem ne kadar süre içerisinde canlı kullanıma alınmalı:
Bu soruya ERP yatırımı yapmaya karar veren yöneticilerin ve ERP yazılımı
satıcı firmaların ortak bir cevabı var: En kısa zamanda. Diğer şirket 5 ay
diyorsa, 4 ayda rekor sürede. Yöneticiler yapılan yatırımın en kısa sürede geri
dönüşü, satıcı firmalar ise satış esnasında rakip firmayı zorda bırakma peşinde.
Sanki iki taraf da haklı gibi.

Bazı
firmaları izliyorum biz 3 ayda holdingimizi ERP'ye geçirdik diyorlar. Biraz
incelediğimde canlı kullanıma geçiş / başlangıç sonrası bu zamana kadar
aldıkları danışmanlık günü kadar daha danışmanlık alıyorlar yani
implementasyonları esasında devam ediyor, hem de zorlaşarak. Başlıyorlar aynı
gün yeni sistemin bir kısmı duruyor. Başlıyorlar eski sistemlerini uzunca süre
kapatamıyorlar paralel götürüyorlar. Başlıyorlar herşey minimumda eski sistemden
bile düşük kapsamda kullanımdalar. Özetle yüzmeyi öğrenmeden derin suya
atlanıyor sanki amaç boğulmak. Diğer firmalara bakıyorum implementasyon 2, 3
yıldır sürmekte hiçbir modül kullanıma alınamamış. Kısa sürede veya uzun sürede
başarısızlık. Fakat ne satıcı firma başarısızlıktan bahsetmekte ne de uygulayıcı
firma. Nasıl bahsedilsin ki milyon dolar düzeyinde bir kayıp söz konusu. Hiç
unutmam yazılım sunan bir firmanın düzenlediği seminerde ülkenimizin önde gelen
bir kuruluşunun yöneticisi firmalarındaki ERP implementasyonundan, ERP
yazılımlarının nasıl yararlı şeyler olduğundan uzunca bahsetti. Arada kendisi
ile konuştuğumda iki yıldır yazılımı kullanıma alamadıklarını öğrendim. Herhalde
yazılım kullanılamasa bile varlığı insanı rahatlatıyor.
Son zamanlarda firmaların sözleşmelerine cezai maddeler koyduklarını
duyuyorum x ayda bitirilmez ise her geçen gün için y miktar ceza. Hangi mahkeme
hangi veriler ile bu sorunu çözebilir onu da bilemiyorum. Bu aynen hasta
iyileşmemiş tersine ağırlaşmış, yoğun bakımda geçen her gün için doktordan ceza
almak istiyorsunuz gibi, peki ya doktorunuz " Ben elimden geleni yaptım ama
sizin hastanız iyileşmek istemiyor ki " derse.
Doğru yaklaşım ise en sağlıklı geçiş ne kadar süreyi gerektiriyorsa o kadar
sürede geçiş. Canlı kullanıma en kısa sürede başlama fakat asla temel
gereklerden ödün vermeme. İşin başında sorumluluğu asla yalnız satıcı firma veya
çözüm ortağına yüklememe.
Tüm modüller aynı anda mı peşisıra mı:
ERP yazılımları modüler yapıya sahiptirler. Modüler yapının iki önemli yararı
şirketlerin yalnız ihtiyaç duydukları modülleri kullanıma alması veya ihtiyaç
duyuduğu sıra ile kullanmasıdır. Hep söylediğim gibi aynı ülke aynı sektörde
bile çalışsalar işletmeler birbirine tıpatıp benzememekte dolayısı ile
ihtiyaçlar da, öncelikler de faklı olacaktır.
Gelelim en önemli konu faaliyetler arası entegrasyona. Bu ERP yazılımlarının
en kuvvetli oldukları noktadır. Zaten faaliyetler arası
entegrasyon/koordinasyona ihtiyaç duymayan firmalar bence ERP yatırımı
yapmamalılar.

Tüm modülleri aynı anda tüm kapsamları ile kullanıma almaya çalışmak en büyük
risktir. İşletmeler bu noktada şu tuzağa düşerler. " O kadar yatırım yaptık,
tanıtım broşürlerini okuduğumuzda yazılımın en mükemmele ulaşmamızda gerekli tüm
alanlarda bize yardımcı olacağı gözükmekte. Biz bu sistemden tamamıyla
yararlanamayacaksak neden aldık. " Unutulmamalıdır ki başlangıç kapsamı gereksiz
genişledikçe ERP firmayı yutan bir canavar haline gelebilir.
Modülleri
tek tek canlı kullanıma geçirmek ise entegrasyona zarar verir. Bir firma düşünün
önce muhasebe modülünü devreye alıyor. Muhasebe faaliyetine nereden bilgi akacak
diğer faaliyetlerden. Bu durumda mevcut yazılım ile ERP sistemi arasında bilgi
aktarımı için arayüz ihtiyacı doğar. Peki işletme esas faaliyetini eski sistemi
ile yönetebilmekte mi. Yani üretimi, satışı, envanter kontrolünü…. başarı ile
sürdürebilmekte mi. Hayır. Bu durumda şu ikilem ile karşı karşıya kalırız. Bu
faaliyetler iyi yönetilmiyorsa bu faaliyetlerin muhasebesi ne kadar sağlıklı
tutulabilir. Stok kayıtlarında belli bir doğruluk oranına ulaşamayan firma bu
veriler ile nasıl doğru muhasebe yapabilir. Ayrıca arayüz dediğimizde yalnız o
firmaya özgü bir yazılım söz konusu olacaktır. Firma terk etme kararı aldığı
yazılım için hazırlayacağı/ hazırlatacağı ve geçici olarak kullanacağı arayüze
ERP yatırımı kadar masraf yapabilir. İnanın bu arayüzün hazırlanması ilgili
modüllerin kullanıma alınmasından daha zor olabilir.
O zaman şu noktaya geliyoruz. Birbiri ile entegre çalışması şart olan hayati
faaliyetler eş zamanlı devreye alınmalıdır. En önemli ve ödün verilmemesi
gereken nokta entegrasyondur. Olsa iyi olur modüller veya kapsam genişletmesi
ikinci aşamaya bırakılmalıdır.
Tüm şirketler aynı anda mı teker teker mi:
Bu işletmenin ne kadar büyük olduğu ile ilişkilidir. Büyüklük kelimesi ile iş
hacmi, çalışan sayısı değil değişik faaliyet kolu ve fiziksel yerleşim (kaç
kentte faaliyet gösterildiği) kastedilmektedir.
Şirketler grubu veya holding implementasyonu bir profesyonelin önderliğinde
merkezi yapılmalıdır. Bunun sebebi belli standartları belirlemeden her şirket
için her alanda değişik yaklaşımda bulunulması işletme içerisinde hep bahsedilen
/ amaçlanan koordinasyon ve konsolidasyonu ortadan kaldırdığı gibi süreyi uzatır
implementasyon maliyetlerini arttırır. Tam standartizasyon ve yarı
standardizasyon yaklaşımından bahsedilebilir.
Tamamıyle standardize edilmesi (şirketten şirkete değişmemesi) gereken
unsurlar nelerdir: İmplementasyon stratejileri (proje yönetimi ilkeleri, proje
organizasyonu), merkezi işlevler (insan kaynakları, muhasebe, finansman, üst
yönetim karar destek sistemi…), ortak merkezi yürütülen/izlenmek istenen
faaliyetler (gider , yatırım satınalımları…)
Yarı standardize edilebilecek unsurlar nelerdir?
ERP yazılımlarının en
önemli özelliklerinden birisi uyarlanabilir standart belge/işleyiş mantığına
sahip olmalarıdır. Bu yapı şirket bağımsız olarak kurulabilmektedir. Örneğin
işletme tüm şirketlerini düşünerek 5 çeşit satış şiparişi belgesi (senaryosu)
yaratabilir. Bu çalışma muhtemelen satış/dağıtım ağırlıklı şirket bazlı
yapılacaktır. Fakat bu belgeler diğer şirketlerinde ihtiyacına karşılık
gelebilecek şekilde kurulabilir. Bu durumda ikinci aşamada implementasyona
başlayan veya yeni kurulan şirket büyük ölçüde mevcut belge/iş akışlarından
kendisine en uygun olanını seçebilir. Aynı lego oyunu gibi. Standardize edilmiş
parçaların birleştirlerek yeni bir bütünün kurulması.
Yukarıda verilen iki unsur implementasyon çalışmalarında bütünleştirici /
hızlandırıcı rol oynayacaktır.
Sorumuza geri dönersek tüm şirketler aynı anda mı, sırayla mı yeni sisteme
geçmeli. Bu işletmenin implementasyon grubunun ne kadar iyi yapılandığı,
yazımımı sunan firmanın ne kadar kalifiye danışman sunabileceği ve şirketler
arası ne kadar entegrasyona ihtiyaç duyduğu ile ilişkili olacaktır.
Önerim lokomotif şirket(ler)den başlanması, iş hacmi küçük fakat
yapılanmasını tamamlamamış veya çok kompleks yapıya sahip olmayan ve kuralsız da
olsa mevcut sistemle faaliyetini sürdürebilen şirketlerin ikinci aşamaya
bırakılmasıdır. Asla yapılmaması gerekenler ise en kompleks en büyük şirketin
geri plana bırakılması veya aynı şirketin/sektörün bazı kollarının/şubelerinin
kapsam dışına bırakılmasıdır.
Zordan başlamanın avantajları sunlardır:
ERP yatırımının geri dönüşü
hızlanacaktır. Bu büyük ve önemli yapı içerisinde getirilen çözümler diğer
şirketlerde de kullanılacaktır. Başarı ile canlı kullanıma geçen bu
şirket/şirketler işletme içerisinde çok güzel bir örnek teşkil edecek işletme
çalışanlarının desteği / güveni kazanılacaktır. Artık standardize edilen taşlar
ile yeni yapılar hızla kurulabilir. Bir başka avantaj ise insan kaynağı
alanındadır. ERP implementasyonu yapan firmaların implementasyon ekiplerinden
kopmalar (işten ayrılmalar) olacaktır. Bu kalifiye personel ile önemli / sorunlu
yapı çözülür, temel atılır ise kalan imp. ekibi üyeleri diğer şirketler için
yapılacak çalışmaları sürdürebilirler.
ERP sistemleri şirketler grubu veya holdingler için en uygun, düşük maliyetli
çözümlerdir. Yeterki sağlıklı bir biçimde hayata geçirilebilsinler. Bunun gereği
ise yukarıda verilen sorulara uygun cevap verilmesi - işletme çalışanları ERP
ile daha tanışmandan - sistem tasarımının doğru yapılmasıdır. Doğru başlangıç
başarı için şarttır.
Şirketler grubu veya holdingler yaşayan organizmalardır. Hepsinin kendine
göre bir kültürü, hafızası vardır, ilişkiler komplekstir. Belki her yazımı aynı
şekilde bitiyorum ama ERP implementasyonları teknik olmaktan çok sosyal
olaylardır. İşletme çalışanının yeni sisteme, değişime inancı ve üst yönetimin
kayıtsız şartsız desteği yoksa hiç yola çıkılmamalı önce bu problemler ortadan
kaldırılmalıdır. Birbiri ile çekişen bölümler ile ERP implementasyonu yapılamaz.
Üst yönetimim kayıtsız şartsız desteği nisbeten daha kolay elde edilebilir. Peki
işletme çalışanlarının değişime inanması yani bölümlerin desteğinin sağlanması.
Bilinmektedir ki işletme kültüründeki böyle bir değişim yıllar alabilmektedir.
Peki ERP yatırımı yapan firma bunu bekleyebilir mi. ODTÜ Endüstri Mühendisliği
Bölümünde ERP üzerine yaptığım bir sunum sırasında dersin değerli hocası Osman
Coşkunoğlu, Amerikalı bir ekonomistin " Ülkenin ekonomik sistemi üzerine
çalışırken öyle bir noktaya geldim ki artık ekonomi bilimi bitmiş psikoloji
bilimi başlamıştı ve psikoloji öğrenmeye başladım" sözününden bahsetmişti.
Bölümlerin desteğinin sağlanması konusu ise, işte psikoloji: proje yöneticisinin
görevi burada başlamakta.
ERP projeleri genellikle büyük ve önemli fakat bir seferlik projeler olarak
düşünülürler.
Yazılım canlı kullanıma alındığında artık çalışmalar tamamlanmıştır. Bu
yalnış yöntemdir. ERP sistemi artık o işletmenin yaşayan bir parçasıdır. Eğer
durağan kalınırsa sistem en fazla iki sene içerisinde işletmeye zarar verecek
önünü tıkayacak bir unsur haline bile gelebilir. Büyük ölçekli işletmelerde yapı
buna müsaittir. Birçok işletmenin izlediği bu hatalı yöntem şu açılardan
sakıncalıdır:
Düşük kullanım kapsamı
ERP implentasyonlarında başlangıç kapsamının hayati faaliyetler ile kısıtlı
tutulması gerekmektedir Yoksa ilk aşamada tüm modüllerin tam kapsamlı olarak
devreye alınmaya çalışılması halinde ERP işletmeyi yutan bir canavara
dönüşecektir. Dolayısıyla sistem başlangıçta tam kapasite ile
kullanılmamaktadır. Canlı kullanıma geçiş sonrası temel alanlarda işler artık
kurallı yürütülmektedir fakat işletmeyi diğerlerinden öne çıkartacak uygulamalar
daha devreye alınmamıştır. Birçok işletme ERP yazılımlarını yalnız işlemlerin
düzenlenmesi (transaction'lar) bazında kullanmaktadır. GartnerGroup analistleri
bunu MsWord yazılımının spelling check özelliğine benzetmektedir. İmla kontrolü
yazı yazmanın amacı olamaz. Canlı kullanıma geçen işletme zamanla tüm kapsamı
ile ERP sisteminden yararlanabilmek için gerekli çalışmaları sürdürmelidir.
Yeni modüller:
Başarılı bir implementasyon/başlangıç sonrası işletme, tüm
faaliyetlerini tek ortamda birbirleri ile entegre olarak yönetmek için olumlu
bir noktayı yakalamıştır. Bu aşamada bölümler eğer başlangıçtan memnun
kaldılarsa tüm faaliyetlerini artık işletmenin yönetim sistemi standartı olan
ERP sistemi içerisinde çözmek isteyeceklerdir. Bu noktada taleplere karşılık
verilmezse eski sistemin benzeri bir sistemin yani birbirinden kopuk
çözümler/yapının yolu tekrar açılır.
Değişen rekabet şartları veya iş süreçleri
Günümüzde hiçbir işletme durağan bir ortamda çalışmamaktadır. Pazar sürekli
değişirken işletmenin yönetiminde kullanılan ERP sisteminde iyileştirmeler
yapılmazsa firmanın rekabet gücünde kayıplar oluşmaya başlar. Kendi kurduğum
sistemlerde bile örneklerine rastladım. Başlangıçta, o zamanın şartlarına göre
konulmuş kuralların körükörüne sanki başka yöntem yokmuş gibi uygulanmaya
çalışıldığını ve faaliyete zarar verdiğini gördüm.
Bu unsurların dışında çok daha ilginç noktalara da gelinebilir. ERP sistemi,
başlangıçta ona direnen tutucu kişilerin yeni silahı olabilir. "İşleyişi
değiştirmeyi biz de isteriz ama sistem buna müsaade etmiyor ki."
Tüm bunlar bize şunu gösteriyor: ERP sistemleri bir seferlik projeler
değildir. Bu sonuç organizasyonel gereklilikleri de ortaya çıkartıyor. Büyük
ölçekli işletmelerin ERP implementasyonu aşamasında işletmenin yönetim
sistemlerinden sorumlu ve sürekliliği olan bir birimi oluşturmaları ve teknik
birimden (bilgi sistemleri) ayrı tutmaları gereğinden önceki yazımda
bahsetmiştim. Bu birimin kurulmaması durumunda ya sistem durağanlaşmakta ya da
her firma kendi ERP takımını kurmak zorunda kalmaktadır. İki yöntemin de
işletmeye maliyeti çok yüksek olacaktır. Orta ölçekli işletmeler ayrı bir birim
kurmasa da implementasyon ekiplerini dağıtmamalı ve sorumluk teknik birime
aktarmamalıdır. ERP sistemlerinin durağan kalmamasını sağlayacak organizasyonel
birimin yukarıda verilen kapsamın genişletilmesi, sistemin iyileştirilmesi yeni
ihtiyaçlara karşılık verilmesi dışında önemli görevleri şunlar olabilir:
Karar destek sistemi:
Operasyonel veya finansal açıdan işletmenin
faaliyetlerinin üst yönetime raporlanması, analizlerin yapılması için gerekli
yapının (MIS) ERP üzerinde kurulması ve işletilmesi şirketler grubu veya
holdingler için ayrı bir önem taşımaktadır. Mevcut işleyişin olumlu olumsuz
noktalarının izlenmesi dışında sektörel kararların hızla verilmesi büyük
organizasyonların rekabet gücünü arttıracaktır. İmplementasyon sırasında
işletmeyi tüm birimleri ile tanımış olan ekip bütünü analiz etme yeteneğine ve
ERP gibi çok kuvvetli bir araca sahiptir. Üst yönetim raporlarının değişik
birimlerce çıkartılması bütünlüğün kaybedilmesi problemini doğuracaktır. Birçok
işletmede yürütme kurulu toplantıları lojistik birimden sorumlu yöneticiler ile
finansal birimden sorumlu yöneticilerin aynı konu üzerine birbirlerinden farklı
sonuçları sunması sebebiyle, konunun tekrar incelenmesi kararı ile
bitebilmektedir. Karar vericinin önüne bir sonraki toplantıda da tutarlı
figürler konamamaktadır. Üst yönetimin ERP sistemini kurdunuz ama biz
yararlanamıyoruz ki yakınmalarına sıkça raslanır
İşletme kontrolü:
Şirketler grubu veya holding bünyesindeki şirketlerin
personel sayısı, personel kalifikasyonu aynı olmamaktadır. Grup içerisinde
personel sayısı az olan firmalarda ERP işleyisi için kısıtlı kadro
tutulmaktadır. Bu ise ilgili firmaların çalışmalarının belirli periyodlar ile
denetlenmesi ve desteklenmesi ihtiyacını ortaya çıkartmaktadır. Yoksa yıl sonu
sayımına kadar hatalı mal çıkışı yaptığı , faturalarını hatalı kestiği
farkedilmeyen firmalar ile karşılaşılabilir.
Standardizasyon:
Şirketler grubu veya holdingler uzmanlık alanlarında
bağımsız şirketlerden oluşsalar da birçok faaliyette standardizasyona ihtiyaç
duymaktadır. Yapı içerisinde bazı faaliyetlerin merkezi yürütülmesi talep
edilmektedir. İnsan kaynakları buna örnek gösterilebilir. Her şirketin bu alanda
değişik standartlar ile çalışması ya verimsizliği arttırır ya da maliyetleri
yükseltir. Standardize edilmek istenen faaliyetlerin diğerleri ile entegrasyon
içerisinde olması gereği ciddi bir koordinasyon ihtiyacını ortaya
çıkartmaktadır.
Bunların dışında, versiyon upgrade'i, kullanıcı desteği, ERP paketi
içerisinde yer almayan özel uygulama/yazılımların sistem ile entegrasyonu, CIM,
yeni şirketlerin sistem üzerinde kurulması çalışmaları ERP sistemlerinin tek
aşamalı projeler olmadığını bize göstermektedir.
Okuyucuların "Bu ERP ne zor iş, seçmesi bir dert, implementasyonu bir dert,
kullanımda tutulması ayrı bir dert" dediğini duyar gibiyim. Siz birde ERP
sistemine sahip olmayanları dinleseniz. Hep yineliyorum ama bence ERP sistemleri
şirketler grubu veya holdingler için en uygun ve düşük maliyetli çözümlerdir.
Yeter ki doğru adımlar atılsın.
Kaynak : http://karedanismanlik.com