10 Nisan 2018 Salı

Gerçekten ERP’ye İhtiyacınız Var mı?

Vücudunuzun merkezi bir sinir sistemi olmadan işlediğini hayal edin. Tüm uzuvlar kendi kendilerine kusursuz bir biçimde çalışabilir, fakat vücudun aktivitelerini koordine edecek ve diğer uzuvlarla bilgi paylaşacak bir sistemden mahrum kalmış olursunuz.

Şirketiniz de aynı prensiple çalışır. Tüm departmanlarınız kendi görevlerini en iyi biçimde yerine getiriyor olabilir, fakat eğer bu departmanların birbirleriyle konuşmalarını ve davranışlarını koordine etmelerini sağlayacak bir sistem olmazsa şirketinizin verimliliği yüksek olamaz.

ERP, şirketlerin tüm kaynaklardan gelen bilgileri yönetmelerini ve bu bilgileri olabilecek en verimli şekilde koordine etmelerini sağlar. ERP ile şirketinize ait tüm bilgiler merkezi bir veri tabanında tutulur. Böylece sistemlerin nasıl çalıştığını hem departman bazında hem de şirket genelinde değerlendirebilecek bir bilgi havuzuna sahip olursunuz.

ERP’nin sadece büyük organizasyonlar için uygun olduğunu düşünüyorsanız, yeniden düşünün. Günümüz piyasasında rekabet artıkça ve kar marjları giderek düştükçe, verimliliği artırmanın etkili bir yolu olan ERP’nin KOBİ’ler arasındaki yaygınlığı hızla artmakta. Böylece KOBİ’ler ve tüm departmanları da gerekli doğru bilgilere istedikleri zaman ve hızlı bir biçimde ulaşabiliyorlar.

KOBİ’ler, ERP’nin ortak teknoloji platformu ve veritabanı özelliklerinden yararlanarak departmanlarının faaliyetlerini birbirleriyle entegre edebilirler. Bu şekilde, yapılmış olan yatırımdan çeşitli maliyet, operasyon ve verimlilik avantajları halinde geri dönüş almak mümkün oluyor.

Gerçekten ERP’ye İhtiyacınız Var mı?


Aşağıda ERP’nin şirketinize getireceği bazı faydaları bulabilirsiniz:
  • Verimlilik. ERP çözümleri tekrarlanan süreçleri yok eder. El ile bilgi giriş ihtiyacını azaltır, böylece pek çok iş sürecini hızlandırır. Departmandan bağımsız olarak şirketinizin veri toplamasını kolaylaştırabilir ve bunu etkili bir biçimde yapar.
  • Birlikte Çalışma. Tüm departmanlar izole bir biçimde çalışırken oldukça sınırlı bir “birlikte çalışma ortamı” oluşur. İşlerin verimli bir biçimde tamamlanmasında birlikte çalışmanın artırılması önemli rol oynar. ERP sistemi merkezi ve tutarlı veri sağlayarak departmanların birlikte çalışmalarını kolaylaştırır.
  • Tahminler. ERP sistemleri çalışanlarınıza, özellikle de yöneticilerinize, şirketinizin gittiği yönle ilgili doğru tahminlerde bulunabilmeleri için gerekli olan araçları verir. ERP oldukça doğru bilgi sağladığı için şirketiniz daha doğru ve gerçekçi tahminlerde bulunabilir.
  • Ölçeklenebilirlik. İşiniz büyüdükçe, ERP sisteminizin yeni eklenecek olan kullanıcı ve özelliklere açık olması gerekir.
  • Tasarruf. Doğru ve gerçek zamanlı bilgiye ulaşmak için tek bir kaynak yaratarak yönetimsel ve operasyonel giderleri düşürür. Doğru ERP sistemi operasyonları proaktif olarak yönetir, gecikmeleri ve kesintileri engeller ve kullanıcılarınızın hızlı karar vermelerine yardımcı olur.
  • Mobilite. ERP çözümleri sağladıkları standart mobil özellikler sayesinde merkezi veri tabanına gerçek zamanlı olarak çalıştığınız her yerden ulaşma imkanı sağlar: ev, ofis, yolculuk vb.
  • Müşteri Hizmetleri. Satış ve müşteri hizmetleri ekipleriniz uygun bir ERP çözümüyle müşterilerinizin ihtiyaçlarını daha iyi karşılayabilirler. Müşteri bilgileri ve tarihçesine hızlı ve doğru bir biçimde ulaşabilir, böylece şirketiniz için hızlı ve yüksek kaliteli müşteri hizmetleri sağlayabilirler.
  • Güvenlik. ERP sistemleri, içerdikleri özellikler ve firewall’lar sayesinde şirket bilgilerinizin doğruluğunu ve tutarlılığını artırırlar. Kendi kullanıcılarınızın verilere ulaşımını da dilediğiniz şekilde güvenli hale getirebilirsiniz.Eğer hala yapmadıysanız şirketiniz için ERP sistemlerini incelemenizi öneririz.

  • Şirket yöneticileri ancak sahip oldukları bilgiler kadar güçlüdür. ERP sistemleri bilgiye kolayca ve tutarlı ulaşım sağlar. Böylece yöneticileriniz “büyük resmi” daha iyi görebilirler.

6 Mart 2018 Salı

Bulutlar Geleneksel BT Sistemlerinden Daha Güvenli -İşte Nedeni


(Bu yazı Bulut Uzmanı David Linthicum’un techtarget.com'daki yazısından tercüme edilmiştir.)

 

Son araştırmaların, verinin ulaşılabilirliğinin konumundan daha önemli olduğunu işaret etmesi, geleneksel BT güvenliğinin buluta göre daha üstün olduğu konusundaki kuvvetli önyargıyı temelinden sarsııyor.

 

Geleneksel BT’de “kol kavuşturanlar çetesi” olarak adlandırdığım birçok kişiyle konuşuyorum. Bunlar, genelde CEO veya yönetim kurulu üyeleri kendilerinden talepte bulunduğu için bulut tabanlı bilişim kullanımını ele almak isteyen, fakat bulut tabanlı bilişimin hala çok fazla eksiği olduğunu düşünen BT yöneticileri.

 

İyi haber şu ki, “kol kavuşturanlar çetesi” bulut tabanlı bilişim kendi değerini kanıtladığı için birçok üyesini kaybetti. Ancak buluttaki güvenlik ve gizlilik konularındaki argümanlar hala sık sık ortaya çıkıyor. Belirli miktarda duygu ve biraz da politikanın etkisini gözardı etmemek kaydıyla kurumsal BT’deki kişileri gerçek sorunlar ve gerçek riskler konusunda eğitmek şarttır. Ve genel olarak bulutların geleneksel sistemlerden daha güvenli olduğunu söyleyebiliriz.

 

Alert Logic 2012 Sonbahar Bulut Güvenliğinin Durumu Raporu’na göre tehditkar eylemlerin çeşitliliği altyapının bulunduğu yer kadar önemli değil. Dışarıdan erişilebilen herhangi bir sistem -ister kurum içerisinde, ister bulutta olsun- eşit saldırı şansına sahiptir. Çünkü bu saldırılar doğal olarak fırsatçılıkla alakalıdır.

 


Aynı rapora göre web uygulaması tabanlı saldırılar hem servis sağlayıcı ortamlarını (kuruluşların %53’ü) hem de kurum içi ortamları (%44) etkiliyor. Bununla beraber kurum içi ortam kullanıcıları veya müşteri ortamları hizmet sağlayıcı ortamlarından daha fazla sayıda saldırı yaşıyor. Kurum içi kullanıcılar ortalama 61,4 saldırıya maruz kalırken, hizmet sağlayıcı ortamındaki kullanıcılar aynı sürede ortalama 27,8 saldırıya maruz kalıyor. Ayrıca kurum içi kullanıcılar diğer kullanıcılara göre daha yüksek sayıda kaba kuvvet (brut force) saldırısına maruz kalıyor.

 

Açıkçası, bulut tabanlı bilişimin doğal olarak geleneksel yaklaşımdan daha az güvenli olduğuna dair efsaneler vardır. Bu paranoya genellikle verilerinizin kendinize ait olmayan ve kontrol etmediğiniz sunucularda ve sistemlerde tutulması gerçeğinden kaynaklanır.

 

Fakat kontrol, güvenlik anlamına gelmez. Bu raporda ve son birkaç yıldaki olaylarda keşfettiğimiz üzere verilerinizin fiziksel konumu, bunlara erişim olanaklarından daha az önemlidir. Bu durum hem bulut tabanlı sistemler hem de geleneksel sistemler için geçerlidir. Dahası, şirketler için bulut tabanlı platformları kuranlar tipik olarak güvenlik ve yönetişime firewall içerisinde kurulan gelenksel sistemler kuranlara göre daha fazla odaklanırlar.

 

Güvenlik açısından aynı titizlik gösterilmeden inşa edilen sistemler, bulutta olsun veya olmasın, aynı şekilde güvenli olmayacaktır. Burada izlenecek doğru yaklaşım platforma odaklanmak yerine doğru teknolojiyi iyi tanımlanmış ve uygulanmış bir güvenlik stratejisine odaklanarak kullanmaktır.

 

Genellikle bu konuyla ilgili sağladığım rehberlik üç adımdan oluşur:

 

1.    Belirli bir sistem ve/veya veri deposu için güvenlik ve yönetişim gereksinimlerini iyi anlayın. Bulut veya geleneksel ortamlarda veri saklayanların çoğu çözmeye çalıştıkları sorunları anlayamıyorlar. Öncelikle bunları iyi tanımlamak gerekir.

2.    Erişimi kontrol altında tutmanın verilerin fiziksel konumundan daha önemli olduğunu iyi anlayın. Verilere nasıl erişildiğini izleyin ve özellikle erişim ihlallerini anlamaya çalışın. Bu ihlaller hem bulut tabanlı hem geleneksel sistemlerde gerçekleşebilir.

3.    Son olarak, ister bulut tabanlı, ister geleneksel sistemleri test ediyor olun, güvenlik açığı testi çok önemlidir. Test edilmemiş sistemler güvensiz sistemlerdir.

 

Bulut tabanlı “halka açık” sistemler ve veri depolama sistemleri arttıkça bulut ve güvenlik açısından daha farklı bakış açıları üreteceğimizi düşünüyorum. Bununla beraber doğru miktarda planlama ve iyi teknoloji kullanılmadığı takdirde bulut tabanlı ortamlar riskli hale gelebilir. Aynı şey mevcut kurumsal sisteminiz için de geçerlidir.